Birinci Kordon’da (Atatürk Caddesi No:248), İzmir Körfezi’ne bakan konumuyla dikkat çeken Atatürk Evi Müzesi, şehrin en önemli tarihi ve kültürel simgelerinden biridir. Yapı, sadece Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel tarihine değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecindeki kritik bir döneme de tanıklık etmiştir.

Bir Konaktan Milli Karargâha: Binanın Tarihi
Bina, 1875-1880 yılları civarında, halı tüccarı Takfor Efendi tarafından konut olarak inşa ettirilmiştir. Mimarisi, Osmanlı ve Levanten etkilerini harmanlayan neoklasik tarzda bir yapıdır. 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşunun hemen ardından, Türk ordusu bu görkemli konağı ordu karargâhı olarak kullanmaya başlamıştır.
Yapının Atatürk’le kesişen tarihi, 11 Şubat 1923‘te başlar. Atatürk, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlık yol haritasını çizmek üzere toplanan ve Cumhuriyet’in temel ekonomik ilkelerinin belirlendiği İzmir İktisat Kongresi için şehre geldiğinde, çalışmalarını ve konaklamasını bu binada sürdürmüştür. Bu, binanın onun için özel bir anlam kazanmasının başlangıcı olmuştur.
Bina, 13 Ekim 1926‘da İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış, restore edilip yeni eşyalarla döşenerek Atatürk’e hediye edilmiştir. Bu tarihten itibaren Atatürk, 1930-1934 yılları arasında İzmir’e yaptığı beş ziyaretin tümünde bu evde kalmış, burayı şehirdeki adeta resmi ikametgâhı haline getirmiştir. Atatürk’ün vefatından sonra miras yoluyla kız kardeşi Makbule Baysan’a geçen ev, 25 Eylül 1940‘ta İzmir Belediyesi tarafından müze yapılmak üzere kamulaştırılmış ve 11 Eylül 1941‘de (Atatürk’ün İzmir’e gelişinin 19. yıldönümünde) müze olarak halka açılmıştır.
Mimari Özellikler ve İç Mekân Düzenlemesi
Dikdörtgen planlı, kâgir (taş) bir yapı olan müze, bodrum, zemin, birinci kat ve çatı katından oluşur. 852 metrekarelik bir alanı kaplar ve arka cephesi revaklı bir avluya sahiptir. Osmanlı konak mimarisi ile Batılı neoklasik unsurların sentezlendiği görülür.

Müzenin iç mekânı, Atatürk’ün kullandığı dönemdeki gibi döşenmiş ve 1930’ların üst düzey bir yaşam tarzını yansıtacak şekilde korunmuştur. Ziyaret, genellikle zemin kattan başlar. Burada, Atatürk’ün İzmir’e gelişlerinde deniz yoluyla bindiği kayık, çift taraflı mermer merdivenlerin arasında sergilenmektedir. Merdiven başlarında aplik görevi gören tunç şövalye heykelcikleri dikkat çeker.
Birinci kat, Atatürk’ün özel yaşam alanı ve çalışma mekânlarına ev sahipliği yapar. Bu katta şu bölümler bulunur:
-
Çalışma Odası (Kütüphane): Meşe kaplama çalışma masası, üzerindeki yazı takımı, telefon ve diğer kişisel eşyaları ile en önemli odalardan biridir. Aynı zamanda, içinde 1840-1913 yıllarına ait 408 ciltlik Fransızca aylık bir ansiklopedi de dahil olmak üzere değerli kitapların bulunduğu kütüphane bölümüdür.
-
Yatak Odası: Maun karyola, aynalı konsol, şezlong ve dönemin dekorasyonunu yansıtan diğer mobilyalarla döşenmiştir.
-
Yemek Odası: Büyük bir maun masa ve on sandalye, servis masası ile tamamlanmıştır.
-
Salon ve Misafir Odaları: Batı kaynaklı bronz heykeller, vazolar, yağlı boya tablolar ve kadife kaplı oturma grupları ile döşenmiş, resmi ve sosyal kabul alanlarıdır.
-
Banyo: Orijinal küvet, mermer lavabo, bornoz ve havlular ile dönemin konfor standartlarını göstermektedir.
Tüm odalar, dönemin Avrupa modasına uygun dekoratif sanat eserleri, kristal avizeler ve aynalarla bezenmiştir.
Müzenin İdari Tarihi ve Günümüzdeki İşlevi
Müze, açıldığı 1941 yılından bu yana çeşitli idari değişiklikler ve restorasyonlar geçirmiştir. 1962’de “Atatürk İl Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi” adını almış, 1978’de restore edilerek “Atatürk ve Etnografya Müzesi” olarak yeniden açılmıştır. 1988’de etnografik eserlerin yeni binasına taşınmasıyla mevcut adına kavuşmuştur. En kapsamlı restorasyonlardan biri 1999-2001 yılları arasında gerçekleştirilmiş ve müze 2002’de modern müzecilik anlayışına uygun olarak tekrar ziyarete açılmıştır.
Günümüzde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak hizmet veren Atatürk Evi Müzesi, hem bir anıt-ev hem de bir tarih müzesi olarak işlev görmektedir. Ziyaretçilere, sadece bir devlet adamının değil, aynı zamanda bir entelektüel ve komutanın yaşam alanını, kişisel zevklerini ve çalışma disiplinini gözlemleme fırsatı sunar. İzmir’in kordon boyundaki bu tarihi yapı, Cumhuriyet’in kurucusu ile kent arasındaki derin bağı fiziksel olarak temsil eden, duygu yüklü ve saygın bir mekândır.
Yurt İçi Turizm Türkiye Gezi Rehberi