Metropolis Ören Yeri: “Ana Tanrıça Kenti”

İzmir’in 45 kilometre doğusunda, Torbalı Ovası’nın batı ucunda, Yeniköy ile Özbey köyleri arasında hakim bir tepe üzerinde kurulu olan Metropolis Ören Yeri , İzmir’in önemli ancak nispeten daha az bilinen antik kentlerinden biridir. “Metropolis” ismi, “Ana Tanrıça Kenti” anlamına gelir ve kentin, Kybele gibi bir Ana Tanrıça kültüne adanmış olduğunu gösterir. Kentin tarihi, İzmir bölgesinin Hellenistik dönemden Bizans dönemine kadar olan süreçteki siyasi ve kültürel gelişimine ışık tutar.

Metropolis Örenyeri

Keşif ve Araştırma Tarihçesi

Metropolis’ten yazılı kaynaklarda ilk kez, 1675 yılında bölgeyi ziyaret eden Avrupalı gezginler Jacob Spon ve George Wheler bahsetmiştir. Bu gezginler, gördükleri harabelerin antik Metropolis kentine ait olduğunu tespit etmişlerdir. 19. yüzyılda ise İzmirli araştırmacı A. Fontier, bölgede yaptığı araştırmalarla kentin çevresindeki Çevlik ve Fetrek çaylarının antik isimlerini (“Astraios” ve “Phyrites”) saptamış ve kalıntıları tarif etmiştir.

Sistematik arkeolojik çalışmalar çok daha sonra başlamıştır. Günümüzde, kazı ve araştırmalar devam etmekte olup, Metropolis’in zengin tarihi katmanları gün ışığına çıkarılmaktadır.

Metropolis Örenyeri

Kuruluşu ve Helenistik Dönemdeki Gelişimi

Metropolis Ören Yeri , MÖ 3. yüzyılda, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos‘un yönetimi altındaki adamları tarafından, Seleukos Krallığı döneminde kurulmuştur. Kent, adını bölgede tapınılan bir Ana Tanrıça‘dan almıştır; bu tanrıçaya ait olduğu düşünülen bir heykel, Uyuzdere mevkiindeki kazılarda bulunmuştur.

Kent, Helenistik Dönem’de (MÖ 2.-1. yüzyıllar) en parlak zamanlarını yaşamıştır. Bu dönemde:

  • Görkemli sur duvarları ile çevrelenmiş,

  • Savaş Tanrısı Ares adına bir tapınak inşa edilmiş,

  • Stoa (sütunlu galeriler, çarşı) gibi anıtsal kamu yapıları yapılmış,

  • Kentin sosyal ve kültür merkezi olan büyük bir tiyatro inşa edilmiştir.
    Metropolis, Helenistik dönemde sanat ve heykeltıraşlık alanında da önemli bir merkezdi; kaliteli ve özgün heykel eserleri üretmiştir.

Metropolis Örenyeri

Roma ve Bizans Dönemleri

Roma İmparatorluk Dönemi’nde kent, tepe üzerindeki akropolden aşağıdaki yamaçlara ve ovaya doğru genişlemiştir. Bu dönemden günümüze ulaşan önemli kalıntılar arasında Atrium (avlulu bina), Roma Evi (Peristilli Ev) ve Zeus ile On İki Tanrı’ya adanmış tapınaklar bulunmaktadır.

Bizans Dönemi’nde Metropolis, bir piskoposluk merkezi olmuştur. Ancak, savaşlar ve istikrarsızlık nedeniyle kent küçülmeye başlamış, surlar daraltılarak yeniden çekilmiş ve yerleşim akropol, stoa ve kale ile sınırlı bir alana çekilmiştir.

Metropolis Tiyatrosu: Helenistik Mermer İşçiliğinin Şaheseri

Kentteki en etkileyici ve iyi korunmuş yapı, doğal bir yamaç üzerine inşa edilmiş olan tiyatrodur. İlk olarak Geç Helenistik Dönem’de inşa edilen tiyatro, Roma Dönemi’nde sahne binası genişletilerek geliştirilmiştir. Yaklaşık 8.000 – 10.000 kişilik kapasitesiyle önemli bir yapıdır.

Metropolis Örenyeri

Tiyatronun en dikkat çekici özelliği, tamamen mermerden yapılmış olması ve özellikle de ön sıradaki soylu koltukları (prohedria) ile merdiven kenarlarındaki süslemeleridir. Bu özel koltuklar, dışarıdan gelen önemli konuklar, din adamları ve imparatorlar için ayrılmıştı. Koltukların arkasında, Zeus’un yıldırım demeti ve kalkanlı Ares kabartması gibi mitolojik tasvirler bulunur. Helenistik dönem mermer işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olan bu koltuklar, kentin sanatsal zenginliğini gözler önüne serer.

Ayrıca, oturma basamaklarını (cavea) ikiye ayıran yatay koridordaki (diazoma) merdiven kenarları, her biri farklı desene sahip aslan pençesi/ayağı motifleriyle süslenmiştir. Tiyatro, MS 4. yüzyılda işlevini yitirmiştir.

Metropolis Ören Yeri , stratejik konumu, iyi korunmuş tiyatrosu ve Helenistik dönemden Bizans dönemine kadar kesintisiz iskan görmüş olması nedeniyle, İzmir bölgesi arkeolojisi için önemli bir merkezdir. “Ana Tanrıça Kenti” olarak anılması, dini yaşamına dair ipuçları verirken, tiyatrosu ve diğer kamu yapıları, kentin sosyal ve kültürel hayatına dair önemli bilgiler sunmaktadır. Devam eden kazılar, bu kadim kentin daha birçok sırrını ortaya çıkarmaya devam etmektedir.

Ayrıca bakınız

Manisa Kalesi

Manisa Kalesi: Sipylos Dağı’nın Tarihe Meydan Okuyan Sessiz Bekçisi

Manisa kent merkezinin hemen güneyinde, şehrin tüm heybetiyle üzerine yayıldığı Sipil Dağı’nın (Spylos/Manisa Dağı) kuzey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir