M.Ö. 7000’li yıllara tarihlenen Hacılar yerleşimi, çanak çömlek üretimi, hayvan evcilleştirme ve yerleşik hayata geçiş gibi medeniyetin temel adımlarının izlenebildiği bir merkezdir. Hacılar’daki kazılarda ana tanrıça figürinleri ve boyalı insan yüzlü çanaklar dünya arkeolojisinde önemli bir yer edinmiştir. Kuruçay, Höyücek, Beyköy ve diğer höyüklerde yapılan kazılar da Neolitik ve Kalkolitik çağlara ait buluntularla bu süreci destekler.

Burdur’da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler
1. Doğa Harikaları & Göller
-
Burdur Gölü:
-
Özelliği: Şehrin tam yanı başında, Türkiye’nin en derin göllerinden biri. Aynı zamanda önemli bir kuş cennetidir. Nesli tehlikede olan Dikkuyruk ördeklerinin dünya populasyonunun önemli bir kısmı burada kışlar.
-
Deneyim: Göl kenarında yürüyüş yapabilir, kuş gözlemciliği yapabilir ve gün batımının muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. Özellikle sonbahar ve kış aylarında su seviyesindeki değişimle oluşan tuzlu arazi (flamingoların geçiş noktasıdır) fotoğrafçılar için harika kareler sunar.
-
-
Salda Gölü (Yeşilova):
-
Özelliği: “Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılan, turkuaz rengi suları ve beyaz kumsallarıyla nefes kesici bir güzellik. Hidromanyezit minerali içeren beyaz kumsalları ve temiz suyuyla jeolojik bir hazinedir.
-
Deneyim: Göle girmek için belirlenen halk plajlarını kullanabilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Çevresi koruma altında olduğu için sadece belirli alanlara girişe izin verilmektedir. Lütfen doğaya saygılı olun ve sabun/şampuan gibi kimyasalları göle karıştırmayın.
-
-
İnsuyu Mağarası:
-
Özelliği: Türkiye’nin turizme açılan ilk mağaralarından biridir. İçindeki gölleri ve sarkıt-dikitleriyle büyüleyici bir yeraltı dünyası sunar.
-
İpucu: Mağara içi nemli ve kaygan olabilir, rahat yürüyüş ayakkabısı giymeniz önerilir.
-
2. Tarihi ve Kültürel Duraklar
-
Burdur Arkeoloji Müzesi:
-
Özelliği: Türkiye’nin en zengin yerel müzelerinden biridir. Başta Sagalassos Antik Kenti olmak üzere bölgeden çıkarılan eserler sergilenir. Müzenin en önemli eserleri, Sagalassos’ta bulunan ve oldukça iyi korunmuş haldeki İmparator Hadrian ve İmparator Marcus Aurelius heykelleridir.
-
-
Sagalassos Antik Kenti (Ağlasun):
-
Özelliği: Burdur’un en görkemli antik kenti. Toros Dağları’nın 1700 metre yükseğinde, muhteşem bir manzaraya kuruludur. “Aşıklar Şehri” olarak da bilinir. Büyük ve küçük tiyatrosu, muazzam Antoninler Çeşmesi (Nymphaeum) ve agorası ile etkileyici bir yer.
-
Deneyim: Çeşmenin onarılmış hali ve akan suyu gerçekten görülmeye değer. Ağlasun ilçesine yaklaşık 7 km uzaklıktadır. Virajlı bir yoldan çıkılır, manzara için buna değer.
-
-
Kibyra Antik Kenti (Gölhisar):
-
Özelliği: “Gladyatörler Şehri” olarak bilinir. Anadolu’daki en büyük ve en iyi korunmuş stadyumlardan birine sahiptir. Ayrıca, üzerinde Medusa başı figürü bulunan ve eşi benzeri olmayan Medusa Mozaiği buradadır.
-
-
Burdur Ulu Cami & Tarihi Çarşı:
-
Özelliği: Şehir merkezinde, Osmanlı döneminden kalma zarif bir camidir. Hemen yanı başında, Bakırcılar Çarşısı ve geleneksel Burdur Evleri’ni görebileceğiniz tarihi bir sokak bulunur.
-
-
Bakırcılar Çarşısı:
-
Özelliği: Tarihi doku içinde el yapımı bakır eşyaların satıldığı, daracık ve renkli bir sokaktır. Alışveriş yapmasanız bile gezmek ve fotoğraf çekmek keyiflidir.
-
Burdur Tarihi
Antik çağda Burdur, Pisidia bölgesi içinde yer alır. Bu bölge doğuda İsauria ve Lykaonia, güneyde Pamphylia, batıda Likya ve Karia, kuzeyde Frigya ve Galatia ile çevrilidir. M.Ö. 2000’li yıllarda Arzava konfederasyonunun etkisi altına giren bölge, M.Ö. 8. yüzyılda Friglerin, ardından Lidyalıların ve Perslerin hâkimiyetine geçmiştir. M.Ö. 334’te Büyük İskender’in Anadolu seferi sırasında Sagalassos ve Kremna gibi kentler fethedilmiştir. İskender’in ölümünden sonra bölge Antigonos, Selefkoslar ve Bergama Krallığı arasında el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde bölge gelişmiş, M.S. 395’te Bizans’a bağlanmıştır.
1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklerin bölgeye yerleşmesi başlamıştır. Selçuklular döneminde Burdur’da camiler, medreseler ve hanlar inşa edilmiştir. 1391 yılında Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılan Burdur, 1872’de sancak merkezi olmuştur. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte il statüsü kazanmıştır.
Burdur isminin kökeniyle ilgili iki anlatım bulunur. Birincisi, bölgeye yerleşen Kınalı aşiretinin “Burada dur!” ifadesinden türediği rivayetidir. İkincisi ise Eski Yunan mitolojisinde Ulis’in Rumca “Ezostas!” (Burada dur!) seslenişiyle bölgeye yerleştiği anlatımıdır. Her iki anlatım da bölgenin doğal güzelliği ve yerleşim cazibesine işaret eder.
Bugünkü Burdur, tarih boyunca farklı kültürlerin izlerini taşıyan bir şehir olarak hem arkeolojik hem de mimari açıdan önemli bir konuma sahiptir. Sagalassos, Kibyra, Boubon, Cremna gibi antik kentler bu tarihsel sürecin somut örnekleridir. Her biri farklı dönemlerin mimari ve sosyal yapısını yansıtır. Bu kentlerde tiyatrolar, agoralar, hamamlar ve tapınaklar gibi yapılar hâlâ ayakta durmaktadır.
Burdur’un tarihi, yalnızca geçmişin izlerini değil, aynı zamanda Anadolu’nun kültürel sürekliliğini de gösterir. Yerleşim biçimleri, inanç sistemleri ve mimari anlayışlar zaman içinde değişmiş olsa da bölgenin stratejik ve kültürel önemi hep korunmuştur. Bu yönüyle Burdur, hem tarihsel hem de arkeolojik açıdan Türkiye’nin en değerli şehirlerinden biridir.
Yurt İçi Turizm Türkiye Gezi Rehberi