Hatay’da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler

Hatay Amik Ovası’ndaki Tel Tayinat, Tel Cüdeyde, Çatalhöyük ve Atçana gibi höyüklerde yapılan kazılarda ilk Tunç Çağı yerleşmeleri tespit edilmiştir. Bu yerleşmelerde beylik tipi yönetim izleri görülür. M.Ö. 3. binyılda bölge Akadların, ardından Yamhad Krallığı’nın egemenliğine girmiştir. M.Ö. 17. yüzyılda Hititler bölgeyi ele geçirmiş, I. Şuppiluliuma döneminde bu hâkimiyet pekişmiştir. Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 1200’lerde dağılmasıyla Sami-Arami kökenli topluluklar “Hattena” adıyla bir Geç Hitit Krallığı kurmuştur. Bu krallık daha sonra Asur ve Urartu egemenliğine girmiştir.
M.Ö. 6. yüzyılda bölge Pers İmparatorluğu’na bağlanmış ve Kilikya Satraplığı içinde yer almıştır. M.Ö. 333’te Büyük İskender, Pers ordusunu İssos yakınlarında yenilgiye uğratmış, bölge kısa süreliğine Makedon hâkimiyetine girmiştir. İskender’in ölümünden sonra Seleukoslar dönemi başlamış, M.Ö. 300’de Seleucia Pieria ve Antiocheia (Antakya) kentleri kurulmuştur. M.Ö. 64’te Antakya Roma İmparatorluğu’na katılmış ve Suriye Eyaleti’nin başkenti olmuştur.
Hatay'da Mutlaka

1. Tarihi ve Kültürel Duraklar

  • Antakya Mozaik Müzesi (Hatay Arkeoloji Müzesi):

    • Özelliği: Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biridir. Roma ve Bizans dönemlerine ait, olağanüstü güzellikte ve büyüklükte mozaikler sergilenir. Megalo İpsoma olarak bilinen “Şişman Çocuk” mozaiği ve ünlü “Sokak Orkestrası” mozaiği buradadır. Yeni binasıyla modern ve etkileyici bir deneyim sunar.

  • St. Pierre Kilisesi (Aziz Petrus Kilisesi):

    • Özelliği: Hristiyanlığın en eski kiliselerinden biri ve ilk mağara kilisesi olarak kabul edilir. Hz. İsa’nın öğrencilerine “Hristiyan” isminin ilk kez verildiği yerdir. Hac yollarından biri sayılır ve Vatikan tarafından kutsal kabul edilir. Kilisenin içindeki suyun kutsal olduğuna inanılır.

  • Habib-i Neccar Camii:

    • Özelliği: Anadolu’nun ilk camisi olarak bilinir (636 yılında yapılmıştır). İsmini, Hristiyanlık döneminde burada yaşamış ve havarilere inandığı için öldürülmüş bir kişi olan Habib-i Neccar’dan alır. Caminin avlusunda onun ve iki havarinin türbesi bulunur, bu da Hatay’ın hoşgörü iklimini simgeler.

  • Uzun Çarşı:

    • Özelliği: Antakya’nın kalbinin attığı, yüzlerce yıllık geçmişe sahip, labirent gibi sokaklardan oluşan devasa bir çarşıdır.

    • Deneyim: Baharatçılar, kuyumcular, tenekeciler, sabuncular, gıda ürünleri ve elbette künefeci ve sucukçu dükkanları… Tüm duyularınıza hitap edecek bir kaostur. Kaybolmaktan korkmayın ve yerel halkla sohbet edin.

  • Vakıflı Köyü (Samandağ):

    • Özelliği: Türkiye’nin son Ermeni köyüdür. Huzur dolu, bakımlı bir köy olup, özellikle yöresel organik ürünleri ve güzel manzarasıyla bilinir. Köydeki Meryem Ana Kilisesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

2. Doğa Harikaları & Mimari Yapılar

  • Antakya Kalesi & Surları:

    • Özelliği: Şehrin yukarısında yer alan, geçmişi Helenistik döneme kadar uzanan bir kaledir. Günümüze kadar ulaşan surların çoğu Bizans ve Haçlı dönemine aittir.

    • Deneyim: Kaleye tırmanmak biraz yorucu olsa da, şehir ve Asi Nehri manzarası için kesinlikle değer.

  • Beşikli Mağara (Seleukeia Pieria):

    • Özelliği: Samandağ’da, dağın yamacına oyulmuş Roma dönemine ait kaya mezarlarıdır. İç içe geçmiş odacıklar ve sütunlar, adeta bir apartmanı andırır. Manzarası muhteşemdir.

  • Titus (Vespasianus) Tüneli:

    • Özelliği: Roma İmparatoru Vespasianus döneminde, sel sularının limanı doldurmasını engellemek için dağın içi oyularak yapılmış 1380 metre uzunluğunda devasa bir mühendislik harikasıdır. Beşikli Mağara’ya çok yakındır, ikisi birlikte gezilir.

  • Asi Nehri:

    • Özelliği: Türkiye’de tersine akan tek nehir olan Asi, Antakya’ya hayat verir. Nehri üzerindeki köprülerden ve nehir kenarındaki yürüyüş yollarından şehrin tarihi dokusunu seyretmek ayrı bir keyiftir.

Antakya, Roma döneminde 200.000’i aşan nüfusuyla imparatorluğun en büyük şehirlerinden biri hâline gelmiştir. Ticaret, ihracat ve mimari zenginlik şehri öne çıkarmıştır. Saraylar, heykeller, hamamlar, hipodromlar ve kanalizasyon sistemleri inşa edilmiştir. M.S. 1. yüzyılda Hristiyanlık Kudüs dışında ilk kez Antakya’da yayılmış, “Hristiyan” adı ilk defa burada kullanılmıştır.

395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölündüğünde Antakya Bizans sınırları içinde kalmıştır. 638 yılında İslam orduları komutanı Ebu Ubeyde İbn’ül Cerrah tarafından fethedilmiştir. Ardından Emeviler, Abbasiler, Tolunoğulları ve İkşitler bölgeye hâkim olmuştur. 944’te Hamdanoğulları Devleti kurulmuş, 11. yüzyılda Selçuklular bölgeye ulaşmıştır. 1098’de Haçlılar Antakya’yı ele geçirmiş, Antakya Prensliği kurulmuştur. 1268’de Memlükler tarafından fethedilmiştir.

1516 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Hatay Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde Halep Eyaleti’ne bağlı bir sancak olarak yönetilmiştir. 19. yüzyılda İskenderun önemli bir liman kenti hâline gelmiştir. I. Dünya Savaşı sonrası bölge Fransız mandası altındaki Suriye’ye bağlanmıştır. 1936’da Fransa ile Suriye arasında yapılan anlaşmalar sonucu “İskenderun Sancağı” adıyla özerk statü kazanmıştır.
Hatay Sorunu olarak bilinen süreçte Türkiye, bölgenin Türk kimliğini ve tarihsel bağlarını gerekçe göstererek diplomatik girişimlerde bulunmuştur. 1938’de Hatay Devleti kurulmuş, 29 Haziran 1939’da Türkiye’ye katılmıştır. Bu süreçte “Hatay” adı, Atatürk’ün önerisiyle benimsenmiştir. Adın kökeni, Hitit dönemindeki “Hattena” Krallığı’na dayandırılır.

Bugün Hatay, çok kültürlü yapısı, tarihi zenginliği ve arkeolojik mirasıyla Türkiye’nin en özel şehirlerinden biridir. Antakya Mozaik Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii, Titus Tüneli ve Tell Tayinat gibi yapılar bu tarihsel sürecin izlerini taşır. Her dönemden izler barındıran Hatay, hem Anadolu’nun hem de Levant bölgesinin tarihsel geçiş noktalarından biri olmuştur.

Ayrıca bakınız

Kızkalesi

Mersin Gezilecek Yerler

Akdeniz’in kıyısında hem doğal güzellikleri hem de tarihi mirasıyla öne çıkan bir şehirdir . Şehir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir