Bayburt Hakkında Genel Bilgi

Bayburt, Doğu Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan tarihi Erzurum-Trabzon İpek Yolu güzergahında yer alır. Ünlü seyyahlar Marco Polo ve Evliya Çelebi bu kadim yoldan geçmiştir. Kent, Çoruh Nehri’nin kıyısında kuruludur ve tarihi M.Ö. 3000’lere kadar uzanan derin bir geçmişe sahiptir.

Bayburt Hakkında Genel Bilgi

Şehrin isminin kökeni ve kuruluş tarihi kesinlik kazanmamıştır. Ortaçağ Ermeni kaynakları “Payberd”, Bizans kaynakları “Payper” veya “Baberd”, Marco Polo ise seyahatnamesinde “Paipurth” olarak kaydeder. “Berd” kelimesi “yüksek kale” anlamına gelirken, kelimenin ilk kısmına net bir anlam yüklenememektedir. Evliya Çelebi, 1647’deki ziyaretinde “Bayburt” ismini, “zengin” anlamındaki “bay” ve “belde” anlamındaki “yurt” kelimeleriyle açıklar. Osmanlı dönemi kayıtları ise ismi günümüzdeki söylenişine uygun biçimde “Bayburt” olarak belgeler.

Şehir, Azziler tarafından kuruldu. Kimmer ve İskit akınlarına maruz kalan bölge, daha sonra Haldiler, Medler ve Perslerin hakimiyetine girdi. Pontus Krallığı’na bağlandıktan sonra M.Ö. 40 yıllarında Roma İmparatorluğu topraklarına katıldı. Bayburt, Türklerin Anadolu’da ilk yerleştikleri bölgelerden biri oldu ve kesin Türk hakimiyeti Malazgirt Zaferi’nden sonra gerçekleşti. Sırasıyla Saltukluların ve Danışmendilerin idaresinde kalan kent, asıl gelişimini Erzurum Meliki Mugîsüddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah döneminde yaşadı.

Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlanan Bayburt, 1243 Kösedağ Savaşı’nın ardından Moğul istilasına uğradı. İlhanlılar döneminde önemli bir gelişim gösterdi ve Ceneviz ile Venedik kervanlarının uğrak noktası haline geldi. Marco Polo, şehirde zengin gümüş madenleri bulunduğunu not eder. Uzun süre Akkoyunluların elinde kalan bölge, 1501’de Safeviler tarafından alındı. Osmanlı kuvvetleri şehri 1514’te kesin olarak topraklarına kattı ve Bayburt, bir sancak merkezi oldu. Osmanlı idaresinde stratejik bir kale şehir olarak önemini korudu. Kanuni Sultan Süleyman’ın İran seferi sırasında değeri daha da arttı ve kale 1541’de önemli bir tamir gördü. Kent, 19. yüzyıla kadar kayda değer bir olay yaşamadı ancak 1828-1829 ve 1878 Osmanlı-Rus savaşları ile 1916’da Rus işgallerine uğradı ve bu işgaller sırasında büyük ölçüde tahrip oldu. Bayburt, 1927’ye kadar Erzurum’a, bu tarihten sonra ise Gümüşhane’ye bağlı bir ilçeydi ve nihayet 1989 yılında il statüsüne kavuştu.

Coğrafi olarak Bayburt, deniz seviyesinden 1550 metre yükseklikte ve 3652 km²’lik bir alana kuruludur. Doğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde ise Erzincan illeri yer alır. Yeryüzü şekilleri genel olarak Bayburt Ovası, akarsuların oluşturduğu vadiler ve bölgeyi çevreleyen dağlık alanlardan oluşur. Yaklaşık 900 km²’lik Bayburt Ovası, Keçevi Düzü, Mormuş Düzlüğü, Aydıntepe Ovası ve Düzeker Ovası gibi bölümlere ayrılır.

İlin dağlık alanları toplam yüzölçümünün %45’ini kaplar. Güneyde Pulur, Otlukbeli, Saruhan, Coşan, Kop ve Çavuşkıran dağları uzanır. Kuzey kesimde ise Zülfe, Kemer, Soğanlı, Haldizen ve Kırklar dağları bulunur. Coğrafi konumu sayesinde ülkenin en fazla yaylaya sahip illerinden biridir. Kop ve Soğanlı dağları üzerinde Aydıntepe, Akbulut, Cumavank, Otlukbeli, Çimen, Gökçedere ve Kop gibi çok sayıda yayla yer alır.

Bayburt’un en önemli akarsuyu, Mescit Dağları’ndan doğan ve il sınırlarından giren Çoruh Nehri’dir. Şehrin ortasından geçen nehir, çeşitli dereleri de alarak doğu yönünde akışına devam eder ve derin bir vadi oluşturur. İlin gölleri genellikle krater gölleri olup, Soğanlı Dağları üzerinde bulunan Haldizen (Balıklı Göl) ve Göloba (Atlı Göl) bunların başlıcalarıdır.

Bayburt’ta, Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu iklimleri arasında bir geçiş iklimi hüküm sürer. Bu nedenle yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Ancak ortalama yüksekliğin nispeten az olması ve vadilerin oluşturduğu mikro klima etkisi, iklimi tipik Doğu Anadolu’dan daha yumuşak hale getirir.

Bitki örtüsü çeşitlilik göstermesine rağmen zengin değildir. İl arazisinin büyük bölümü mera ve yaylalardan oluşur. Eski yıllarda çamlık olduğu bilinen bölgede, bilinçsiz kesim ve diğer faktörler sonucunda orman örtüsü büyük ölçüde azalmıştır. Çoruh Vadisi’nde meşe ağırlıklı dağınık ağaç topluluklarına, yer yer kızılçam, ardıç ve gürgene rastlanır. Su kaynakları boyunca kavak ve söğüt ağaçları da yaygındır.

Ayrıca bakınız

Zonguldak Çanakçılar Seramik Müzesi

Çanakcılar Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı özel müzeler statüsünde hizmet …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir