Bursa’nın kadim dokusunda, Gökdere üzerinde sadece bir geçit değil, tarihin üzerinde yürüdüğü, ticaretin ve felaketlerin iz bıraktığı bir mimari şaheser durur: Bursa Irgandı Köprüsü. Osmanlı coğrafyasında ayakta kalmayı başarmış nadir arasta köprülerden (üzeri kapalı çarşılı köprü) tek örneği olan bu yapı, bir köprüden çok daha fazlasını, bir medeniyetin incelikli mekân anlayışını simgeler. Boyacı Kulluğu Köprüsü’nün güneyinde, sakin bir asaletle konumlanmıştır.

Tarihçe ve Kuruluş: Bir Tüccarın Hayratı
Köprünün inşası, Osmanlı’nın Bursa’daki kültürel ve ekonomik atılım dönemi olan II. Murad (Muradi) zamanına, 1442 yılına tarihlenir. Yapıyı, tüccar Hoca Muslihuddin (Irgandı Ali oğlu) inşa ettirmiştir. Dönemin ünlü devlet adamı Hacı İvaz Paşa‘nın vakfiyesinde şahit olarak gösterilen Abdullah oğlu Timurtaş‘ın ise köprünün mimarı veya ustası olduğu düşünülmektedir. Bu erken tarih, köprünün “Kuruluş Dönemi” Osmanlı mimarisinin sivil bir abidesi olduğunu gösterir.
Mimari Özellikleri ve Orijinal Dokusu: Köprü, Çarşı ve Mescit
Evliya Çelebi, 1640 yılında Bursa’ya geldiğinde Seyahatname’sinde köprüde 200 dükkan olduğunu yazmış olsa da, yapılan araştırmalar köprünün her iki yanında 16’şar adet olmak üzere toplam 32 dükkanla inşa edildiğini ortaya koyar. Bu dükkanların kuzeydoğu ucunda bulunan bir tanesi mescit olarak ayrılmıştır. Köprüyü taşıyan tek kemerin iki yanında ise ahır ve depolar bulunuyordu. Bu detaylar, yapının sadece bir geçiş ve ticaret yeri değil, aynı zamanda kendi kendine yeten, ibadet ve konaklama imkanı da sunan küçük bir “mikro-çarşı” olduğunu gösterir.
-
Yapı Malzemesi ve Örtü: Köprünün ana gövdesi ve dükkan duvarları kâgir (taş ve tuğla karışımı) olarak inşa edilmiştir. Dükkanların çatılarındaki ahşap konstrüksiyon, zamanında lök ile sıvanmış ve üzeri kurşunla kaplanmıştı. Ancak 17. yüzyılda kurşunların düşmesi üzerine çatıya kiremit döşenmiştir.
-
Güvenlik Önlemi: Dönemin kaynakları, bu değerli ticari merkezin iki ucunun büyük demir kapılarla geceleri kapatıldığını belirtir. Bu da mekânın güvenliğine ve kontrolüne verilen önemi yansıtır.

Yıkım ve Yeniden Doğuşlar: Sel, Deprem, İşgal ve Restorasyon
Irgandı Köprüsü, tarih boyunca pek çok felaketle sınanmış ve her seferinde farklı bir formda ayağa kalkmıştır:
-
18. Yüzyıl: Bir sel baskınında kısmen yıkıldı.
-
1855 Büyük Bursa Depremi: Ciddi hasar gördü. Bu depremden sonra köprü üzerindeki çarşı, karakterini değiştirerek, üstü açık, ahşap dükkanların sıralandığı daha sade bir çarşı haline geldi.
-
Kurtuluş Savaşı (1922): En büyük yıkımı bu dönemde yaşadı. İşgal kuvvetleri Bursa’dan çekilirken köprüyü dinamitleyerek tahrip etti.
-
1949 Onarımı: Köprü, bu tarihte sadece ulaşım işlevini görecek şekilde, dükkanları olmayan, betonarme bir yapı olarak yeniden inşa edildi. Ancak bu haliyle tarihi kimliğinden uzaktı.
-
Nihai Restorasyon (2004): Köprünün aslına uygun olarak yeniden hayat bulması, 1988’de başlayan girişimlerin ardından, titiz bir çalışmayla 2004 yılında tamamlandı. Bu restorasyonla köprü, üzerindeki çarşı dükkanları, mescit bölümü ve geleneksel mimari dokusuyla birlikte “arastalı köprü” kimliğine yeniden kavuştu.
Günümüzde Bursa Irgandı Köprüsü: Bir Kültür ve Sanat Durağı
Bugün restore edilmiş haliyle Irgandı Köprüsü, Bursa’nın en otantik ve huzurlu köşelerinden biridir. Artık geleneksel anlamda bir ticaret çarşısı olmaktan ziyade, kültür ve sanatın nefes aldığı bir mekân işlevi görür. Köprünün üzerindeki dükkanlarda;
-
Geleneksel el sanatları atölyeleri (hat, ebru, tezhip, çinicilik),
-
Yerel sanatçıların eserlerini sergilediği galeriler,
-
Küçük kafe ve çay bahçeleri bulunur.
Direncin ve Kimliğin Sembolü
Bursa Irgandı Köprüsü , sadece bir nehir üzerinde bir geçit değil, Bursa’nın tarihsel hafızasının taşlaşmış bir sayfasıdır. Selden, depremden ve savaşın yıkıcılığından geçerek günümüze ulaşmıştır. Onun hikayesi, tahribata rağmen kimliğinden vazgeçmemenin, köklerine sadık kalarak yeniden doğmanın simgesidir. Gökdere’nin şırıltısı eşliğinde bu köprüde yürümek, Osmanlı’nın erken dönem tüccar ruhunu, mimari zarafetini ve Bursa’nın her daim ayakta kalan ruhunu hissetmek demektir. Irgandı, dünyadaki benzerlerine ilham veren, yaşayan bir tarih ve sanat köprüsüdür.
Yurt İçi Turizm Türkiye Gezi Rehberi