Kelenderis Antik Kenti (Gilindire) – Aydıncık, Mersin

Mersin’in Aydıncık ilçesi sınırları içinde yer alan Kelenderis Antik Kenti, tarih boyunca Celenderis ve Gilindire isimleriyle de anılmıştır. Kentin kuruluşuna dair en eski bilgiler, antik yazarlardan Apollodoros’a dayanır. Apollodoros, kentin, Suriye’den gelen efsanevi bir kahraman olan Sandokos tarafından kurulduğunu aktarır. Sandokos’un, Hitit-Luvi panteonundaki önemli bir tanrı olan Şanta (Sandon) ile özdeşleştirilmesi, bölgenin köklerinin MÖ 2. binyıla, yani Bronz Çağı’na kadar uzandığını göstermektedir. Sandon kültü, bin yıl sonra bile canlılığını korumuş ve Tarsus’un da baş tanrılarından biri olarak Helenistik ve Roma dönemi sikkelerinde tasvir edilmiştir. Antik coğrafyacı Pomponius Mela ise farklı bir geleneği kaydederek, kentin Samoslu (Sisamlı) denizciler tarafından bir koloni olarak kurulduğunu belirtir. 1986 yılından bu yana süren sistematik arkeolojik kazılar, kentteki yerleşimin en azından MÖ 6. yüzyıla kadar kesintisiz devam ettiğini kanıtlamıştır. Elde edilen bu erken dönem buluntuları, bugün Silifke ve Anamur müzelerinde sergilenmektedir.

Tarihsel Gelişim: Denizciler ve Tüccarlar Kenti

Kelenderis, coğrafi konumunun getirdiği stratejik avantajla, Akdeniz’in önemli bir liman kenti olarak gelişmiştir. MÖ 6. yüzyılın sonlarında, Batı Anadolu ve adalardan gelen İonyalı tüccarlar, yakındaki Nagidos kenti ile birlikte Kelenderis’te de ticari faaliyetlerini yönlendirecek üsler kurmuşlardır. Kent, ilk parlak dönemini MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda, yani Klasik Dönem’de yaşamıştır. Bu dönemde, Atina’nın önderliğinde Pers tehdidine karşı kurulan Attik-Delos Deniz Birliği’ne katılarak, birliğin en doğudaki üyesi olmuştur. Bu üyelik, kentin hem siyasi tercihini hem de denizcilikteki önemini gösterir.

Helenistik Dönem’de ise Kelenderis, Mısır’da hüküm süren Ptolemaios (Batlamyus) Krallığı ile yakın ittifak içine girmiş, böylece Doğu Akdeniz ticaret ağındaki rolünü güçlendirmiştir. Ancak MÖ 1. yüzyılda Akdeniz’i kasıp kavuran korsan faaliyetleri, kenti ciddi bir ekonomik ve güvenlik buhranına sürüklemiştir. Kentin bu zor dönemden çıkışı, Roma ile işbirliği sayesinde olmuştur. Romalıların, ünlü general Pompeius önderliğinde korsanlara karşı düzenlediği sefere katılan Kelenderisliler, Akdeniz ticaret yollarının Roma güvencesi altına alınmasıyla ikinci bir refah dönemine girmişlerdir.

Orta Çağ boyunca önce Bizans, ardından Anadolu Selçuklu hakimiyetine giren kent, Osmanlı Dönemi’nde de önemini korumuştur. İstanbul’u, Konya üzerinden Kıbrıs’a bağlayan ana deniz üssü olarak işlev gören Kelenderis (Gilindire), 19. yüzyılın ortalarına kadar canlı bir liman kenti olmuştur. Ancak, Mersin limanının gelişmesi ve modern ulaşım ağlarının değişmesi gibi sebeplerle, zamanla bu işlevini yitirmeye başlamıştır.

Kelenderis Antik Kenti

Arkeolojik Kalıntılar ve Kent Dokusu

Kelenderis Antik Kenti, binlerce yıl boyunca kesintisiz bir iskâna sahne olduğu için, üzerinde modern yerleşim gelişmiş ve antik yapılar büyük ölçüde tahrip olmuş veya üzerleri kapanmıştır. Buna rağmen, kazılar ve araştırmalar kent hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

Liman Hamamı: Kentin günümüze ulaşan en belirgin yapılarından biridir. Liman girişinde yer alan hamamın üç ana mekânı ayakta kalabilmiştir. Yapının bütününe dair en değerli belge, 6. yüzyıl başlarına tarihlenen ve muhtemelen hamam kompleksinin planını gösteren bir zemin mozaiğidir. Yapı tekniği incelendiğinde; moloz taş duvarlar, tuğla ve mermer kaplamalar ile su yalıtımı için kireç harç içine karıştırılmış tuğla parçaları gibi tipik Roma geç dönem/erken Bizans inşa özellikleri görülmektedir.

Tiyatro (Bouleuterion?): Kentin güney yamacında tespit edilen ve henüz kazılmamış olan bu yapı, geleneksel bir Yunan-Roma tiyatrosu formundan farklıdır. Yapılan yüzey araştırmaları, benzeri Anemurium’da bulunan bir meclis binası (bouleuterion) olma ihtimalini güçlendirmektedir. Eğer bu doğrulanırsa, kentin politik ve idari merkezinin burada konumlandığı anlaşılacaktır.

Nekropol (Mezarlık Alanı) ve Mezar Çeşitliliği: Kelenderis arkeolojisine dair en zengin veriler, kentin çevresindeki nekropol alanlarından gelmektedir. Burada ortaya çıkarılan mezar tiplerindeki çeşitlilik dikkat çekicidir. Basit toprak çukur mezarlardan, geçişli (dromosluyeraltı oda mezarlarına, beşik tonozlu anıtsal mezarlardan, sütunlu bir şemsiyeyi (baldakin) andıran “Dörtayak” anıtına kadar geniş bir yelpaze görülür. Ayrıca lahitler ve üzeri yazıtlı mezar taşleri (stelai) de bulunmuştur. Bu çeşitlilik, kent nüfusunun farklı sosyo-ekonomik sınıflardan ve kültürel geçmişlerden oluştuğuna işaret eder. Silifke Müzesi’nde sergilenen bir hydria (su testisi formunda kül kabı), Erken Helenistik Dönem’de ölü yakma (kremasyon) geleneğinin de uygulandığını göstermektedir.

Suyolları: Kentin yakın çevresindeki ormanlık alanda, kaynaktan şehre su taşıyan kemerler ve kanallardan oluşan antik su şebekesinin kalıntıları hâlâ izlenebilmektedir. Bu alt yapı, Roma mühendisliğinin kentin temel ihtiyaçlarını karşılamadaki gelişmişliğinin bir göstergesidir.

Kelenderis Antik Kenti Değerlendirme

Kelenderis, Akdeniz’in dalgalarına ve tarihin akışına direnen, katman katman bir kültür mozaiğidir. Hitit-Luvi tanrılarından Yunan kolonicilerine, Roma tüccarlarından Osmanlı denizcilerine kadar uzanan bir çizgide, kesintisiz bir yaşam alanı olmuştur. Coğrafi konumu, onu bir ticaret ve denizcilik merkezi yaparken, aynı zamanda farklı kültürlerin buluşma ve kaynaşma noktası haline getirmiştir. Nekropol alanındaki mezar çeşitliliği, bu kozmopolit yapının en somut kanıtıdır. Aydıncık’ın berrak sularına bakan bu antik liman, arkeolojik çalışmalar devam ettikçe, Anadolu’nun Akdeniz ile olan kadim ve derin bağlarına dair daha fazla sır açığa çıkarmaya aday görünmektedir.

Ayrıca bakınız

Kızkalesi

Mersin Gezilecek Yerler

Akdeniz’in kıyısında hem doğal güzellikleri hem de tarihi mirasıyla öne çıkan bir şehirdir . Şehir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir