Anıt Ağaçlar
Mersin’in doğal hazineleri arasında yer alan anıt ağaçlar, hem görkemli boyutları hem de bin yıla yaklaşan yaşlarıyla ziyaretçilerini büyülüyor. Bu nadide ağaçlardan ilki, Kepirli Köyü’nün Belenoluk mevkiinde bulunan Ulu Çınar’dır. Devasa gövdesi, kalın dalları ve geniş yayılımıyla dikkat çeken bu çınar, altından çıkan Belenoluk suyuna da eşsiz bir serinlik katıyor. Suyun buz gibi sıcaklığı, ağacın gölgesindeki ferahlık ve etrafı saran yemyeşil doğa, burayı piknik için ideal bir mekân haline getiriyor.
Çamlıyayla‘dan kuzeye doğru 20 kilometre ilerlediğinizde, Bolkar Dağları’nın eteklerinde konumlanan Ana Ardıç ile karşılaşırsınız. 1107 yaşında, 22 metre boyunda ve 3,5 metre çapındaki bu ardıç ağacı, adeta yaşayan bir tarih belgesi niteliğinde. Malazgirt Zaferi’nin yaşandığı dönemde filizlenmiş olan bu ağacın gövdesi, önünde dizilen on kişiyi bile kolayca gizleyecek genişliktedir. Ağacın bulunduğu noktadan Kadıncık Vadisi’nin sarp ve yeşil manzarasını izlemek ise ayrıcalıklı bir deneyim sunar.
Sedir ormanlarının derinliklerinde, ulaşımı daha meşakkatli bir rota üzerinde ise Koca Katran yükselir. Aslanköy’deki Kuyucak orman deposundan başlayan yol, Tırtar köyü üzerinden batıya yönelerek 2000 metre rakımlı Dümbelek Düzü’ne çıkar. Çiçeklerle bezenmiş bu geniş düzlüğü geçtikten sonra, geçiş izni gerektiren demir kapılı bir noktaya varılırsınız. Buradan itibaren Cocakdere Vadisi’nin sarp yamaçları ve yalçın kayalıkları arasında 20 kilometre daha ilerleyerek Tekedağ yangın gözetleme kulesini geçtiğinizde, nihayet Koca Katran’a ulaşırsınız. 625 yaşında, 40 metre boyunda ve 7,5 metre çevre genişliğine sahip bu dev sedir ağacı, dik bir yamaçta tüm ihtişamıyla ziyaretçilerini karşılıyor. Bu üç anıt ağaç, Mersin’in doğal mirasının canlı ve nefes kesen tanıkları olarak bin yıllardır ayakta durmaya devam ediyor.

Erdemli-Muratsofu ormanlarında yer alan sedirli meşe, bölgenin en dikkat çekici doğal oluşumlarından biridir. Yolun alt kısmında konumlanan meşe ağacının hemen arkasında gibi görünen sedir ağacı, yakından incelendiğinde aslında meşe ağacının içinden çıkmış gibi durur. Bu durum, sedir tohumunun meşe gövdesine nasıl ulaştığına dair kesin bir bilgi olmamakla birlikte, doğanın olağanüstü uyumunu gözler önüne serer. İki farklı tür, tek bir gövde gibi uyum içinde yaşamlarını sürdürmektedir. Bu birleşim, hem ekolojik hem de görsel açıdan oldukça nadir bir örnektir. Sedirli meşenin bulunduğu alanda sedir, meşe, ardıç, kızılçam, karaçam ve göknar gibi türlerin bir arada bulunduğu karışık orman yapısı görülür. Bu çeşitlilik, yeşilin her tonunu barındıran zengin bir bitki örtüsü oluşturur.
Tarsus-Çamlıyayla yolu üzerindeki Atdağı Yaylası yakınlarında, yolun batı kenarında yer alan Atdağı lokantasının bahçesinde sıra dışı bir çam ağacı bulunur. Bu ağacın gövdesinde bir elma ağacı büyümektedir. Çam ağacı, elma ağacını adeta besleyip büyütmüş ve onu ikinci bir gövde gibi taşımaktadır. Ağacın çevresine yerleştirilen tenekelerde çiçekler ekilmiştir. Bu durum, iki farklı türün aynı gövdede yaşam sürmesi açısından oldukça ilginç bir örnek teşkil eder.
Gülnar-Delikkaya yolu üzerinde, yolun batı kısmında Delikkaya Mezarlığı kenarında yer alan Koca Çatal Çam, bölgenin en büyük çam ağaçlarından biridir. Çapı yaklaşık 2.5 metre olan bu devasa ağaç, tek bir gövdeden üç büyük dala ayrılarak büyümeye devam etmektedir. Dalları geniş bir alanı kaplar ve çevresindeki diğer çam ağaçlarını adeta koruyormuş gibi bir görünüm sergiler. Bu yapı, ağacın yaşını ve büyüklüğünü açıkça ortaya koyar.
Silifke-Gülnar yolu üzerinde, Silifke’ye yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta yer alan Bitişik Ağaç, yolun kuzey tarafında bulunur. Ağaçlandırma sahalarının ardından yol kenarında görülen bu ağaç, iki ayrı gövdeden zamanla birleşmiş bir yapıya sahiptir. Başlangıçta ayrı ayrı büyüyen iki ağaç, zamanla birbirine yaklaşarak tek bir gövde gibi birleşmiştir. Bu birleşme, doğal süreçlerin etkisiyle gerçekleşmiş olup, fiziksel olarak birbirine kenetlenmiş bir yapı oluşturmuştur.
Erdemli ile Küçükfındık arasında, yolun batı kısmında tarlaların içinde yer alan Koca Porsuk, bu bölgede doğal olarak yetişmeyen bir türdür. Porsuk ağacının burada nasıl yetiştiği bilinmemektedir. Gövdesinin kalınlığı ve köklerinin bir kısmının dışarıda olması, ağacın bulunduğu alana hâkim olduğunu gösterir. Bu özellikleriyle bölgenin doğal yapısına farklı bir katkı sunar.
Gülnar Sipahili köyünde, Babadıl Mevkiinde yer alan yaşlı servi ağacı, Türkiye’de nadir görülen anıt ağaçlardan biridir. Servi türü genellikle doğal olarak yetişmez, dikim yoluyla çoğaltılır. Mezarlıklarda ve yol kenarlarında sıkça rastlanan servi ağacının bu bölgede doğal bir orman oluşturacak şekilde yayılması dikkat çekicidir. Bu durum, bölgedeki mikroklima ve toprak yapısının servi türü için uygun olduğunu gösterir.
Aslanköy Cocakdere vadisinde yer alan orman bekçi binasının önünde, yaklaşık 900 yaşında ve 3.5 metre çapında birleşmiş ikiz gövdeden oluşan dev bir ardıç ağacı bulunur. Binanın önündeki çeşmeden akan su oldukça soğuktur. Çeşmenin çevresi, yeşilin farklı tonlarını barındıran asırlık ağaçlarla kaplıdır. İkiz ardıç ağacının haşmeti, birkaç metre yaklaştığınızda daha net görülür. Cocakdere vadisine hâkim bir konumda yer alan bu ağaç, bölgenin doğal zenginliğini simgeler.
Yurt İçi Turizm Türkiye Gezi Rehberi