Bodrum Kalesi‘nin inşası, tarihsel bir göç ve diplomasi hikâyesiyle başlar. Daha önceleri İzmir ve çevresinde yerleşik olan Saint Jean Şövalyeleri, İzmir’in Osmanlıların eline geçmesinin ardından yeni bir yurt arayışına girdiler. Bu süreçte, dönemin Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’ten resmi olarak izin istediler. Fatih Sultan Mehmet de onlara Bodrum’da bir kale inşa etme iznini vererek, bu görkemli yapının temellerinin atılmasının önünü açtı.

Şövalyeler, aldıkları bu iznin hemen ardından Bodrum Kalesi ne gelerek, bugün dünyaca ünlü bir simge haline gelen kalenin inşasına başladılar. Kalenin inşası, kesintilerle birlikte tam 98 yıl gibi oldukça uzun bir süre devam etti. Bu uzun inşaat süreci, şövalyelerin kaleyi sadece bir sığınak olarak değil, aynı zamanda son derece sağlam ve savunulabilir bir askeri üs olarak tasarladıklarını gösterir. Her bir taşı, gelecekteki kuşatmalara dayanacak şekilde özenle yerleştirdiler.
Kale, mimarisiyle de dikkat çekici bir yapıdır. “Ulusların Kalesi” olarak anılmasının ardında, inşasında farklı milletlerden gelen şövalyelerin sorumluluk üstlendiği bölümlerin olması yatar. Örneğin İngiliz Kulesi, Fransız Kulesi ve İtalyan Kulesi gibi bölümler, kalenin adeta uluslararası bir iş birliğinin ürünü olduğunun en belirgin kanıtlarıdır. Bu durum, yapıya benzersiz bir mimari kimlik kazandırmıştır.
Günümüzde ise Bodrum Kalesi, dünyanın en önemli sualtı arkeoloji müzelerinden birine ev sahipliği yaparak yepyeni bir işleve kavuşmuştur. Dünyanın en eski batık gemi enkazlarını, antik amphoraları ve eşsiz tarihi eserleri barındıran bu müze, kaleyi bir kültür ve tarih merkezine dönüştürmüştür. Böylece kale, geçmişte olduğu gibi bugün de bölgenin en çok ziyaret edilen ve en değerli yapılarından biri olmayı sürdürmektedir.
Yurt İçi Turizm Türkiye Gezi Rehberi